Kardiyovasküler sistem içinde kanın vücuda dağıldığı kapalı bir ağ sistemidir. Bu sistem kanı vücuda pompalayan kalp ve kanın vücuda dağıldığı damarlardan oluşur.
Göğüs kemiğinin arkasında, yaklaşık 2/3’ü vücudun solunda bulunan ve büyüklüğü yumruğumuz kadar olan KALP, önde ikinci ve altıncı kaburga kemikleri ve arkada beşinci ve sekizinci göğüs omurları arasındadır. Beden duruşunun ve omurga sağlığının kalp sağlığıyla yeri itibariyle de büyük önemi vardır. Kalbin çevresini saran PERİKARD zar yapısının üst parçası kalpten çıkan büyük damarlara ve alt kısmı da diyaframa yapışıktır. Bu durum bize doğru nefes alışılanlığı ve diyaframın önemini bir kez daha hatırlatır.

Kalp içi boş ve istemsiz çalışan kas yapısına sahip (yarı çizgili yarı düz kas) ve sinir sisteminden bağımsız kendi çalışma becerisi olan bir yapıdır, doğrudan beyine bağlanır. Taban kısmı yukarıya sivri ucu (apex) aşağı-sola uzanan bir şekli vardır. Septum adı verilen bir duvar ile ikiye ayrılır. Her iki bölümde 2’şer odacıktan toplam 4 odacığı vardır. Üsttekilere KULAKÇIK(atrium) ve alttakilere KARINCIK(vetrikül) denir. İnce duvarlı olan kulakçıklar (atrium) düşük basınçlı kanı alır ve pompalanmak üzere kalın duvarlar olan karıncıklara (ventrikül) gönderirler. Sol ventrikülün duvarları vücuda kan pompalayan olduğundan sağ ventrikülün duvarlarına kıyasla üç kat daha kalındır. Gideceği yere kanı pompalayan karıncıkların kasılması kalp atımının bir bölümüdür ve kanın vücutta dolaşması için yeterli gücü sağlar. Atriumlar ve ventriküller birbirleriyle eş zamanlı olarak kasılırlar. (Önce atriumlar sonra ventriküller)
Kanın kulakçıklardan karıncıklara geçmesini sağlayan tek yönlü kapaklar (valf) vardır ve bu kapaklar kanın ters yönde akımını önler.
Yaşam suyu olarak adlandırabileceğimiz kan, kalp tarafından tüm vücuda pompalanır. Kalbin sol karıncığından aort kapağına pompalanan kan en büyük atardamar (arter) olan aorta ile diğer atardamarlara gönderilir. Daha küçük arterler ve kılcal (kapiler) damarlara ulaşan kan tüm organ ve bezlere ulaşır. Kapillerler arteriyel ve venöz sistemi birbirine bağlar. (Kılcal damarlar atar ve toplar damar sistemlerini birbirine bağlar.)
Kılcallar
• En küçük ve en fazla sayıdaki kan damarlarıdır.
• Ancak mikroskopla görülebilecek büyüklüktedir ve duvarları 1 hücre kalınlığındadır.
• Cildin üzeri ve gözün lensi dışındaki tüm vücutta yaygın halde bulunurlar.
• Eğer bir erişkindeki tüm kılcallar birbirine eklenecek olursa 96000 km oluştururlar. Bu büyüklük gaz, sıvı, besin maddesi ve artık maddelerin kan ve hücreler arasında gidip gelmesi için çok geniş bir yüzey alan sağlar.
• Çapı orta boylu bir arterden 500 kez daha küçüktür.

Doku hücreleri arasında besin ve atık madde alışverişi gerçekleşir. Kan bu alışverişin ardından her organ ve bezden küçük toplardamarlar (venül) aracılığıyla daha büyük toplarmadarlara (ven) oradan da iki büyük toplardamar (inferior vena cava, superior vena cava) aracılığıyla kalbin sağ kulakçığına gelir. Buna BÜYÜK DOLAŞIM (Sistemik Dolaşım) denir.
Oksijenden yoksun olan kan, sağ karıncığa geçerek buradan kirli kan taşıtan tek atardamar (arteria pulmonalis) ile akciğerlere temizlenmek üzere pompalanır. Akciğerlerde oksijenlenen kanın temiz kan taşıyan tek toplardamar (vena pulmonalis) ile tekrar kalbe tüm vücuda dağılması için sol kulakçığa gelmesine KÜÇÜK DOLAŞIM (Pulmoner Dolaşım) denir.
Büyük dolaşım başladığında ve temiz kan aortadan çıkar çıkmaz kalp koroner damarlar ile ilk önce kendini besler. Aortun iki dalı olan koroner arterler her atımda kalbin kanlanmasını (beslenmesini) sağlayan atardamarlardır. Buna KORONER DOLAŞIM denir.
Portal Sistem olarak bilinen ve dalak, pankreas, mide ve bağırsaklardan toplanan kanın karaciğere gelmesini sağlayan bir sistem (dolaşım) daha vardır. Bu kan atıklar içermesinin yanı sıra içinde karaciğere gelmesi gereken besin maddeleri de taşır. Bunlar karaciğer tarafından alınır, ardından Hepatik Ven ile toplanan kan inferior vena cava’ya ve buradan da sağ kulakçığa gelir.






